Çok Hastayım La
Efenim takriben 1 hafta önce başlayan ufak bi rahatsızlığım vardı. Böyle töbe estafirullah ağzımda acayip bir tat değişikliği oldu, acımsıtrak bir tat kapladı mukozamın çevresini. Herhal dedim midemde anormal faaliyetler var vs. Maden suyuna dayandık, hal çare olmadı ne yazık ki. Cumartesi günü de geçmeyince, ulen dedim kendi kendime; ben bu Denizli’de doktora neyim gitmem. Geberip gitsek ruhum duymayacak, en iyisi köyümün torpaklarında can vereyim dedim
Atladım arabaya gece yarısı civarında geldim eve. Denizli soğuk yer malum ama Cumartesi günü fevkaledenin orgazmına ulaşmış derecede güzel bir hava vardı, aynen bizim Uşak da öyleymiş fekat gece soğuk oluyor tabi. Mideden şüphelenirken kronik rahatsızlıklarım olan, ailecek sevdiğimiz saydığımız, saygıda kusur etmediğimiz hastalıklardan Sinüzit ve Faranjit ikilisinin mükemmel verkaçlarıyla golü yedik sayın seyirciler. Meğer ağzımdaki tat değişikliği, bademciklerin de enfeksiyon atağına maruz kalmasından mütevellitmiş. Doktorun söylediklerinden o anlamı çıkardım ben. Neyse işte, bir senede bir soğuk algınlığı hastalığı(ÜSYE, grip, nezle vb.) hakkımı doldurmama rağmen, vücut dayanıksız kalmış ve ağır bir mağlubiyet aldık netekim. Faranjit, sinüzit ve bademcik iltihabı nedeniyle yoğun bakıma alındım, şimdi oradan yazıyorum. Hemşireler çok yoğun bir şekilde bakıyorlar bana. Şaka lan, evde zıbarıp yatıyorum işte. NŞA(0 C derecede ve 1 atm basınç altında) kafamı kaldıramaz ama hayatıma çok normal bir şekilde devam ederdim ama bu sefer hastalıktan önce psikolojik travmatik anti-ekosistemik diferansiyel bir olay geçirdiğim için, bu hastalığı sevdim
Beni terkedip gitmesine üzüldüğüm eski sevgilimin ardından mal gibi bakmıyorum artık. Fırsatım olmuyor hastalık tribine girmekten. Giderse gitsin, peeeh. Hatta Mürsel’in deyimiyle “Yürü git lan.” diyesim var
Brezilya’dan Alex’in doktorunu getirttim beraber yatıyoruz geceleri, Alexle’de konuştum haberler iyi. Velhasıl, hazır evde emekli memur gibi yatarken, ne zamandır da siteyle ilgilenmiyorken bir yazı yazayım dedim. Okunma kaygısı içermeyen bir yazı yani bu, laf ossun diye şeyettim. Ama emeğe saygı derseniz +rep verebilirsiniz, çelenk göndermek yerine Pamukkale Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Kulubü’ne bağış yapabilirsiniz. Hadi öptüm diyecem ama domuz gribi var diye de kimse öptürmez kendini, neyse ben gideyim Roma’yla alınacak çok kupa var daha CM 01-02′de ![]()
Bu arada doktur amcamın verdiği ilaçlardan birisinin etken maddesi Klitromisin mi ne öyle bişiy. Sanki adama “Bilader klitoris misin?” der gibi töbe töbe. Eğitim şart..


12 Kasım, 2009 saat 6:42 pm
kla-rit-ro-misin. BİR DAHA: KLA-RİT-RO-MİSİN. mukoza kelimesini doğru yazdığından sonra senden bilim adına baya bi ümitlenmiştim ama antibiyotik etken maddesini de klitoris e benzettin ya patron!!
bence ateştendir
insan bazen ateşi çıkınca kuzuyu kurt karşı komşusunu da eva longoria olarak görürmüş
hangisi daha hayırlı ise hakkında o olsun.
geçmiş olsun. zencefille bal ye. DİKKAT FİLLE DEĞİL ZENCE-FİLLE
12 Kasım, 2009 saat 9:16 pm
Akşam eve geldiğinde TV karşısına geçip, askılı atletinin altından göbekini kaşıyan klasik Türk erkeki değilim canım sen de. Az çok biliriz, hastahanelerde doğduk büyüdük
Ama bu etken maddeyi ilk defa duydum, detayına bakmadım. Parasetamol’dür, psödöefedrin’dir tarzı maddeler kankim olur.
Kla-rit-ro-misin’i klitorise benzetmem kadar normal bir şey yoktur ayrıca! Al hemen bir kelime bir işlem yapalım:
Sağolasın ama damar yolu serum filan daha iyi baldan
KLARİTROMİSİN verilen harfler,
klitoris misin yazınca bi tane A bi tane R artıyo bi tane de S eksik ama andırıyor işte. Ateşim yok bu arada