Güncelleme var, idare edin şimdilik..


Gillette İle Traş Olurken

Kategori(ler): Entresan, Futbol, Gır-Gır, Kişisel, iTaLiaNo'dan..., İnternet | Yazar: Emre A | 20 Eki, 2008


Evet Gillette Fusion Power Phenom tanıtımı kapsamında Fenomen Blogger Project olayına dahil olmuştuk hatırlarsınız. Sağolsunlar traş bıçağımız geldi ve bir de sürpiz yapıp, şukela bir yazı yazarsanız MacBook neyim öyle bir şey vereceğiz dediler, ne güzel. Konu “Gillette Fusion Power Phenom ilen traş olurken aklınıza ne geldi?” idi.
Makine elime ulaştıktan sonra sakallımsı bir vaziyette olduğumdan hemancecik traş oldum ve hayal dünyalarında seyrü sefer ettim efenim. Hayallere dalmak için buyrun burdan yakın, nası olsa bu blogda 62 YTL sigara içme cezası yok.

gilltte

Gillette Fusion Power Phenom

Traş olurken amatör bir biçimde futbolla uğraşmaktan felaket derecede sıkılmış biriydim ve profesyonelliğe nasıl geçeriz, hem de bu yaştan sonra diye düşündüm. Önce okuduğum şehir olan güzel ilimiz Denizli’nin Belediye Spor’una girelim 50-60 YTL maaşla top oynadım. Bir sezon kavrulduktan ve Denizli Belediyespor’u 2.Lig’e çıkardıktan sonra Türkiye çapında ufak tefek teklifler aldım. Fekat benim futbol anlayışımın tek hakim olduğu ülke olan İtalya’ya gitmek istiyordu canım ve İtalya Serie B, C takımlarına menajerim Juan Carlos Pederzoli, yani babam aracılığıyla faks çektim. Çoğu daha isim yapmamış amatör sayılan yabancı bir oyuncu oynatmayı istemedi ve tam ümidi kesecekken, Serie C(yeni adıyla Lega Pro Prima Divisione)’nin daimi müdavimi olan AC Monza Brianza’dan “Deneme teklifi” geldi. Gerekli işlemler yapıldıktan sonra hemen atladık ilk uçağa ve Milano’nun yolunu tuttuk. Milano’da havaalanından inip, küçük ama sevimli Monza’ya doğru yol alırken taksimiz bizi San Siro’nun yanından geçirdi. O sırada taksici efkarlanıp iç çekerek “Yenicem seni Milano, San Siro’da Emre Akalin adını dillere pelesenk edicem.” dedim. Tabi ben böyle deyince, Türk olduğumuzu anlayıp annesini aradı telefonundan ve sadece “Mamma Li Turchi!!”(anneciğim Türkler geliyor) deyip kapattı. Acıdım adama. Neyse sağ salim Monza’ya vardık ve ertesi günü idmanlara çıkmaya başladım. Klasik bir İtalyan taktiği olan 4-2-3-1′in 3 ve 1li kısmını fevkaledenin fevkinde oynadığımı gören Dario Marcolin, alelacele Giovanni Battisti Begnini yani başkana SMS çekerek “Bu çocukta gelecek var, sözleşmeyi yapın” dedi. İtalya’ya gittikten 3 gün sonra resmen Monzalı oldum ve babamı geri gönderdim. 2 sezon amatör sayılabilecek Pro Prima’da oynadıktan sonra, nihayet Serie B’ye çıktık ve o sene küme düşmekten zor kurtulan bir takımdan asist kralı çıkaran Monza’nın 10 numerolu oyuncusuydum. İtalya’daki 4.sezondan sonra artık Monza’dan ayrılma zamanının geldiğini anladım ve yine güzide bir klüp olan Brescia’yla el sıkıştım. Serie B’yi 2.likle tamamlarken kılpayı kaçırdığımız şampiyonluktan dolayı üzgündük. Ama tek tesellim artık İtalyan pasaportum olmasıydı.

Bir gün hazırlık maçımıza gelenler arasında Cesare Maldini’yi görünce içim bir hoş oldu. Kendisi AC Milan’ın en tecrübeli yetenek avcıları arasındaydı ve oraya 26 yaşındaki Türk asıllı İtalyan pasaportlu Emre Akalin’i izlemeye gelmişti. Ve kapasitemin %200′ünü kullanarak kendisinin gözüne girdim. Ardından cep telefonumu bilinmeyen bir numara aradı ve diğer tarafta Adriano Galliani vardı. “Yegen seni Milano’da görmek istiyoruz” deyince, getirin boş mukaveleye imza atacağım dedim. Brescia böylesine yetenekli topçuyu ucuza bırakma niyetinde olmayınca, o zamanın parasıyla 16 milyon €uro bonservis bedeliyle AC Milan’ın en çarpıcı transferi olarak tüm İtalya’nın tanıdığı bir topçu haline geldim. Transferden bir gün sonra, o zamanın İtalya Milli Takımlar teknik direktörü Alessandro Del Piero msnimi ekledi. Kendisiyle uzun uzun konuştuk. Benim ona olan hayranlığımı gayet iyi bildiğini ve İtalya’nın yeni Luca Toni’si olmamı istediğini söyledi. Peh dedim, 27 yaşından sonra ilk kez milli forma giymek. Entresan fakat 2. vatandaşlıktan teklif geliyor, asıl ülkemden ses çıkmıyordu. Fanatik Fenerbahçeli olduğumu bilen, o zamanın Türkiye Milli Takımlar teknik direktörü Fatih Terim beni kadroya çağırmaya pek hevesli değildi. Fakat ben La Gazzetta Della Sport’un benimle yaptığı röportajda “İtalya’dan teklif geldi fakat öncelik Türkiye’nin, anavatanımdır. Ama oradan henüz bir teklif gelmedi” demem üzerine, başta Fotospor ve bilimum spor gazeteleri bir kamuoyu baskısı oluşturdu Fatih Terim üzerinde. Yaklaşan 2014 Kupasının favori takımı İtalya’da bir Türk olması, bizim halkımızın sindirebileceği bir şey değildi. Gelen baskılar üzerine 3 Eylül 2013′de Türkiye-Lihneştayn maçı kadrosuna dahil edildiğimi belirten bir davet aldım ve dünyalar benim oldu. Milan’da 1 ayda gösterdiğim performans üzerine cazip bir sürü sponsorluk teklifi geldi. İçlerinde çok para veren de vardı ama ben “Bir zamanlar sayesinde hayalini kurduğum günlere” ulaştığım, Gillette’yi tercih ettim ve dünya çapındaki reklam kampanyası için anlaşma imzaladım. Artık ünüm İtalya,Türkiye ve Avrupa’dan sonra Balkanlara, Amerikalara, Asyalara ve yavru vatan Kuzey Kıbrıs’a ulaşmıştı. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar, orjinal olsun olmasın, 64 numaralı Milan formasıyla üstünde benim adım yazılı halde geziyorlardı. 2014 Dünya Kupası’ndan sonra emekli olacağını açıklayan Kaka, veliahtı olarak beni tayin ediyordu ve ben İtalyan faşistliğinin içinde büyüyen insanların “Keşke Azzurri’yi seçseydin be hacı” gibi özlem dolu sözlerini duyuyordum. Gurur verici bir futbol yaşantım, cillop gibi sponsorlarım, yıllık 4 milyon €uro’luk bir sözleşmem ve garajlar dolusu Ferrarilerim olduğu halde mütevazi yaşantımdan ödün vermedim. 2014 Dünya Kupasının 7. favorisi olarak gösterilen Türk Milli Takımıyla Brezilya’da güzel işler çıkarıyorduk. Çeyrek final yeterli bir başarı değildi gruplardan çıktığımızda. Halk artık yükselen trendin bir kupayla son bulmasını istiyordu. Yarı finalde favori Brezilya yine çıkmıştı karşımıza, fakat bu sefer Türkiye eski Türkiye değildi. Güzel oyun sonucunda finale adımızı yazdırıp, rakip İtalya mı olsun Arjantin mi diye oturduk, Capuera dansı eşliğinde mojolarımızı yudumladık. Ve artık final günü gelmişti, Rio de Jenario’daki stadın %60ını Türkler doldurmuş, penaltılara giden oyun sonucunda İtalyanları, kupa canavarlarını sahaya gömmüştük. Türkiye ve dünya çapındaki 100-150 ülkede cıngar çıkmış, La Gazzetta ve bilimum İtalyan spor gazeteleri “Mamma Li Turchi” manşetiyle süslenmiş Dünya Kupası kaldıran Türkleri koymuştu. Internazionale taraftarları hain ilan ettikleri beni, ilk Inter-AC Milan derbisinde rencide edeceklerini deklare ederken aslanım koçum Silvio, yamuk yapanı ben yakarım mesajı verdiği konuşmasında, kankası Tayyip Erdoğan’ı kutluyordu. Herşey güllük gülistanlıktı, yaşamak sudan ucuz, petrolun varili 340 dolardı ama kimse aldırış etmiyordu. Artık araçlar suyla çalışıyordu :)

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks

Yazıyı Twitter'e Yolla | Geri İzleme Adresi | Yorumlara Abone Ol

Yorumlar

  1. bunyaz dedi ki:
    20 Ekim, 2008 saat 6:57 pm

    Sağolsunlar yaw banada göndermişler :) bende yarın bir video eklemeyi düşünüyorum bakalım kısmet olursa bu arada internet aleminde dönüş yapmış yada yakın zamanda dönecekmiş gibi hissediyorum kendimi :d hehe

  2. antirabique dedi ki:
    21 Ekim, 2008 saat 12:30 pm

    patron yemin ederim sonuna doğru tüylerim diken diken olarak okudum ve hatta tv nin karşısında son penaltıyı atarken seni bile gördüm hayalimde! sonra fırladım sokağa “dünya kupasını alddddddddııııııııkkkkkkkkk” diye bağırasım gelerek! caddemdeki esnafın sakinliği ve herkesin işinde gücünde oluşu aydırdı beni, döndüm geriye :( iki saniyeliğine de olsa bu mutluluğu yaşattığın için teşekkürler patron :) ayrıca hani senden yakışıklı olmasın beckham ınki gibi pozlar verseydin walla vitrine asardım, bi taşla iki reklam di mi??

  3. codeluu dedi ki:
    26 Ekim, 2008 saat 12:05 am

    bu arada Uşakta Milan Derneği kurulmuştur, Paolo’nun oğlu Jun. Maldini de Uşakspor da top koşturmaktadır. :=)

    gillette bu hikayeye Macbook göndermezse adam değil!

  4. Erdem TUZEN dedi ki:
    29 Ekim, 2008 saat 1:31 am

    :) dostum helal ya ilk 10 a kalmışsın .. şu hikayeye ve bu hikayenin kaynağının Gillette oluşu bence 1. lik vermelerine yeter.. bir Gilette nelere kadir :) adam dünya yıldızı oluyor :)

  5. A Emre dedi ki:
    29 Ekim, 2008 saat 8:22 pm

    Eyvallah canolar, denedik oldu bişeler işte :D

Yorum Yazin

Güvenlik Kodu:


  • OkuyorumDinliyorumSeyrediyorum

  • Abone Olun

  • RSS Dinlediğim Şarkılar

  • Son Yorumlar

  • RSS İzlediğim Videolar

  • Etiketcanlar

  • Entresan


  • iTaLiaNo20 K.M.